Otizm beyni etkileyen gelişimsel bozuklukların tamamını ifade eden bir terimdir. Bu beyin bozukluğu kişinin iletişimini, başkalarıyla kurduğu ilişkilerin şeklini ve dış dünyaya uygun cevap verme yeteneğini etkiler. Otizmli insanlar tekrarlayan davranış veya tekrarlayan ilgi ve sabit düşünme biçimine meyillidirler. Otizmin şiddeti büyük ölçüde değişiklik gösterir. Konuşma ve zekâlarında bozulma olmamış otizmli bazı insanlar, nispeten yüksek düzeydeki fonksiyonları yerine getirebilirler. Ciddi bilişsel bozuklukları ve dil gecikmeleri olanların bazıları ise hiç konuşamazlar.

Otizm
İlgi ve faaliyet aralığını önemli ölçüde kısıtlayan, sosyal iletişim ve etkileşim becerilerinde anormal veya bozulmuş gelişme olarak tanımlanan gelişimsel bir bozukluk.

Bilişsel
Duyusal girdinin dönüştürülmesi, depolanması ve geri alınmasını zihinsel süreçler aracılığıyla açıklayan bir terim.

Otizmli bir çocuk göz temasından kaçınabilir, sağır gibi görünebilir ve aniden dil ve sosyal becerilerindeki gelişme durabilir. Otizmli çocukların yaklaşık yüzde 20’sinde bu tür bir nörolojik “gerileme” olduğu bildirilmiştir.

Sosyal Beceriler
Kişinin kişilerarası ilişkilerinde ve basit, sözsüz davranışlarında da kullandığı bilişsel ve açık davranışlar olarak tanımlanır. Örneğin; karmaşık sözel davranışlar için herkesin ihtiyacını karşılayacak bir uzlaşma sunan göz teması ve kafa sallama.

Otizmli çocuk diğer insanların geliş ve gidişlerinden habersiz gibi hareket edebilir ya da fiziksel olarak saldırabilir veya onlara hiçbir kışkırtma olmadan zarar verebilir. Otizmli bebekler genellikle sabitlenmiş tek bir nesne ya da harekete karşı sallanabilir ya da el çırpabilirken yanık ve morluklara karşı duyarsız kalabilir; hatta kendilerini kasten yaralıyormuş gibi görünebilirler.

Bu bozukluk genellikle 3 yaşındaki çocuklarda belirgin hale gelse de bazı çocuklarda daha ileri yaşlarda teşhis edilir. Erkeklerde otizm ihtimali kızlardan 3-4 kat daha fazladır. Kızlar bu bozukluğa yakalandıklarında, daha şiddetli belirtiler gösterme ve daha büyük bilişsel bozulmaya sahip olma eğilimindedirler. Otizm; tüm ırklar, etnik ve sosyal gruplarda oluşabilir. Otizmin nedeni bilinmiyor olsa da çeşitli faktörler otizmin bazı biçimleriyle ilişkili olabilir. Bunlar diyet, ilaç veya toksinlere maruz kalma gibi çevresel ve bulaşıcı, metabolik, genetik, nörolojik faktörleri içerir.

Johns Hopkins Hastanesinde Dr. LeoKanner adlı bir doktor 1940’lı yılların başında, gelişimsel gecikmeli bir grup çocukla çalışmıştır. Onların karakteristik kendini çekme ve kendini uyarıcı davranışlarına dayanarak, ‘erken çocukluk otizmi’ bulmuştur. Dr. Kanner’la yaklaşık aynı zamanda, benzer ancak daha hafif nörolojik semptomları olan bir grup çocuk, Dr. HansAsperger adında bir Alman bilim adamı tarafından incelenmiştir. Otizmin bu hafif şekli “Asperger Sendromu” (AS) olarak bilinir.

Asperger Sendromu
Otizm spektrumunda sabit ilgi, tekrarlayan davranışlar, iletişim ve sosyal gelişmede bozukluk olarak tanımlanan gelişimsel bir bozukluktur. Tipik otizmin aksine, Aspergersendromu olan bireylerin dil ve bilişsel gelişiminde önemli bir gecikme yoktur. Aspergersendromu olan kişilerin sosyal kavrayışlarında güçlükler vardır ve davranış kalıpları genellikle esnek değildir. Dil, özellikle soyut dil, bu insanlar için anlaşılması zor olabilir.

 

Kaynak; 100 Soruda Otizm Aileler ve Uzmanlar İçin El Kitabı, Yazar; CampionQuinn, Çeviri; Doç. Dr. Ümit Şahbaz