Öğleden sonra herhangi bir mahallede dolaşın. Değişen birçok şey göreceksiniz – ağaçlar, arabalar, evler, kaldırımlar. Ancak görmeyeceğiniz şey, dışarıda oynayan çocuklar. Onlar nerede? İçeride televizyon seyrediyorlar, bilgisayar oyunları oynuyorlar ya da arkadaşlarıyla mesajlaşarak sandalyede oturuyorlar. Bu, büyüyen beyinleri için yapabilecekleri en kötü şeydir.

Bugünün gençleri, tarihin en şekilsiz ve en fazla kilolu insanlarıdır. Bir grup olarak o kadar askerliğe elverişsiz ki, 1989’da ABD ordusu temel eğitimde fiziksel zorunluluklarını gevşetmek zorunda kaldı. O sırada bir yetkili söyle bir açıklama yaptı: “Orduya gelen gençler, televizyon önünde tenis kortu veya voleybol sahasından daha fazla zaman geçirdiler.” ve bu yirmi beş yıl önceydi!

O zamandan beri, Amerika’nın çocuklarının sağlığını tehdit eden diğer salgın tarafından kanıtlandığı gibi bu durum daha da kötüleşti: obezite. Amerikalı çocukların tümü dünyadaki sadece fiziksel olarak en sağlıksız değil aynı zamanda en şişman çocuklardır.

Bilim insanları, 1980’lerden beri çocukların daha az egzersiz yapmalarını ve giderek şişmanladıklarını izliyorlar. Özellikle son on yılda fiziksel aktivitede azalma ile vücut yağ yüzdesindeki artış arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösteriyorlar. Tesadüfen değil, son on yılda; ciddi davranış problemleri, zayıf sosyalleşme becerileri, öğrenme güçlükleri ile dikkat problemleri olan ve Ritalin ve diğer güçlü psikiyatrik ilaç kullanan çocukların yüzdesindeki en keskin artışı gördük. Aynı zamanda öğretmenler: çocukların dikkat sürelerinin kısaldığını, sınıf davranışlarının kötüleştiğini ve çocukların bilgiyi işlemede çok daha yavaş olduklarını bildiriyorlar.

Obezite, gelişmekte olan beyin için hareketsizlik kadar tehlikelidir. Yeni başlayanlar için obezite ve hareketsizlik, iyi bir yürüyüş ve uygun postürü sağlayan büyük kasların (yerçekimine karşı koyan postural kaslar) kütlesi ve tosunundaki azalma ile ilişkilidir. Azalan kas tonusu doğrudan beyne, özellikle de daha üst öğrenme ve düşünme merkezlerine ulaşan stimülasyondaki azalma ile ilişkilidir.

Ayrıca, Toronto’daki araştırmacılar, yüksek yağlı bir diyetle beslenen çocukların beyinlerinin, beynin besin kaynağı olan yeterli glikozu almadığını buldular. Sonuç olarak bu çalışmadaki çocuklarda hafıza bozukluğu ve konsantrasyon zayıflığı görüldü. Araştırmacılar bunu sanki yağ beyne giden glikozun yolunu tıkıyor ve beyni aç bırakıyor gibi açıkladılar ve bu durumun gelişmekte olan sinir yolaklarına kalıcı olarak zarar verebileceğine dair endişelerini dile getirdiler.

Tüm bunlarla ilgili en üzücü şey, bu sıkıntıların mutlaka çocukların kendilerinin hatası olmamasıdır. Bu gerçekten ailevi bir meseledir.

ÇOCUKLARIMIZI KİM YETİŞTİRİYOR?

Söyleyeceğim şey bazı tartışmalara neden olacak ama yine de söyleyeceğim. Beni destekleyecek kanıtlar var ki -ebeveynin bilmeden ve kasıtsız olarak parçası olduğu modern ebeveynlik eğilimleri- onların, bugün çocuklarımızda gördüğümüz sorunlarda rol oynadığına inanıyorum.

Nörolojik işlev bozukluğu olan çoğu çocuk, anne ve babası çalıştığı için ebeveynden başka birinin bakımında hayata (ve beyin gelişimine) başlar. Ebeveynlik genellikle ikinci bir işe ya da “ek iş” ebeveynliği dediğim şeye dönüşür.

İki kariyere sahip olma ihtiyacı ya da arzusu nedeniyle, bugünün ebeveynleri geçmişte ailelerin yaptığı gibi çocuklarıyla zaman geçirmiyorlar. Zaman kısıtlamaları nedeniyle, ebeveynler çocuklarıyla eskiden olduğu kadar konuşmuyor, kitap okumuyor veya birlikte olmak için zaman harcamıyorlar.

En önemlisi, anne-çocuk bağı dışarıdan üçüncü bir şahısla paylaşılıyor. Son istatistikler, Amerika’daki bir yaşındaki çocukların yarısından fazlasının günlerini annelerinden başka biriyle geçirdiğini gösteriyor. Okul çağındaki çocukların dörtte üçü ve okul öncesi çocukların üçte ikisinin anneleri çalışıyor. Bu, okul çocuklarının bu yük bir yüzdesinin okuldan sonra ebeveyn veya veli olmayan bir eve geldiğini gösterir.

Diğer istatistikler, iki maaşlı ebeveynlerin veya bekâr annelerin %50’sinin yeterli günlük çocuk bakıcılığı hizmetlerine sahip olmadığını göstermektedir. Buna ek olarak, İngilizce çoğu günlük bakım çalışanı için ikinci bir dildir yani bu çocuklar İngilizce konuşamayan bir yetişkinden İngilizce konuşmayı öğrenmektedir. Böyle durumlarda bazı çocukların hafif derecede yabancı aksanla konuşmayı öğrendiklerini fark ettim.

Öğretmenler sınıftaki etkilerini de görebileceklerini söylüyorlar. Ebeveynler etrafta olmadığında televizyon, bilgisayar ve video oyunları vekil bebek bakıcısı olur ve bu tür aktivitelerin sağlıklı beyin gelişimini desteklemediğini gösteren çok sayıda çalışma vardır. Sedanter aktiviteler sedanter bir vücut oluşturur.

Sedanter yaşam tarzı, düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzıdır. Sedanter yaşam tarzı yaşayan bir kişi halk dilinde sersem ya da tembel olarak bilinir. Yaygın olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bulunurlar.

Öğrenme ve davranış sorununa sahip çocuğu olan çoğu ebeveyn fazla kilolu olup kondisyonları da kötüdür. Bu durum çocuklarının kiloları ve fiziksel aktiviteleri üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Bu, birçok ebeveynin iyi temel beslenme kavramlarından habersiz olduğunu ve çocuklarını veya kendilerini doğru beslemediklerini şiddetle göstermektedir.

Çocukların, ebeveynlerinin hareketlerini bilinçsiz olarak modelleyerek bedenlerini kullanmayı ve hareket ettirmeyi öğrendikleri yaygın olarak kabul gören bir gerçektir. Ebeveynleri gibi konuşan ve yürüyen çocukları görmek hiç de sıra dışı değildir. Bunun genetik le ilgisi yoktur, taklittir.

Bu nedenle, ebeveynler bedenlerini yeterince veya düzgün kullanmazlarsa onların beyin güçleri azalacaktır. Aynı şey çocukları için de geçerlidir. Sadece ebeveynlerinden gördüklerini tekrarlayacaklardır. Yetişkin popülasyonunda, benzeri görülmemiş bir şekilde %70’inde, tüm zamanların en düşük fiziksel sağlık ve fazla kilosuna sahip, iyi örnek oluşturmayan birçok ebeveyn olduğunu tahmin etmek kolaydır.

TV BEYNİ UYUŞTURUYOR

Çok fazla TV izlemek hem beyin hem de vücut için kötüdür. Çalışmalar, televizyon izleyerek oturan çocuklarda beyindeki aktivitenin yavaşladığını gösteriyor. Saatlerce TV izlemek, doğru duruş ve iyi bir yürüyüşü sağlayan kasları özellikle de omurganın yakınındaki kasları (yerçekimine karşı koyan postural kaslar) atrofiye uğratır. Atrofi kas tonusunu azaltır. Bu da beynin, özellikle de daha üst öğrenme ve düşünmenin merkezi olan frontal loblardaki stimülasyonunu azaltır. Çok fazla televizyon izlemenin olumsuzlukları üzerine o kadar çok araştırma yapıldı ki on yıldan fazla bir süre önce Amerikan Pediatri Akademisi, iki yaşın altındaki çocukların hiç televizyon izlememesi gerektiğini önerdi. Daha yakın tarihli araştırmalarda, okul öncesi çocuklarının televizyon karşısında geçirdiği her saatin, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde oluşabilecek %10 oranındaki DEHB’ ye yakalanma riskini daha da artırdığı bulmuştur.

Günde ortalama iki saat TV izleyen çocuklarda yapılan bir Japon çalışmasında, testlerde sözel IQ’ da düşüklük tespit edildi. Başka bir çalışma, günde dört veya daha fazla saat televizyon izleyen çocukların, bir ile üç saat TV izleyen çocuklardan daha yüksek vücut yağ oranına sahip olduğunu buldu. Tersine, günde bir saat veya daha az televizyon izleyen çocuklar en düşük vücut yağ oranına sahiptir.

Şimdi, bugünün gençlerinin beyinlerine ne olduğunu merak ederken şu tespiti düşünün: Ortalama bir lise mezunu televizyon karşısında 15.000 ile 18.000 saat, okulda ise sadece 12.000 saat geçirmiş olacak.

BİLGİSAYAR OYUNLARI VE BEYİN

Birçok ebeveyn bilgisayar oyunları oynamanın çocukların zihinlerini geliştirmelerine yardımcı olduğuna inanmaktadır ancak durum böyle değildir. Her ne kadar araştırmalar bilgisayarda oynamanın bazı bilişsel becerilere yardımcı olduğunu gösteriyor olsa da olumsuz etkilerin pozitiflerden çok daha ağır olduğu görülmektedir. Aslında Apple kurucusu Steve Jobs bile sezgisel olarak teknolojinin çocuklar için riskli olduğunu ve kendi ailesinin teknolojiye maruz kalmasını sınırladığını söylüyor. New York Times’taki bir makaleye göre ilk çıktığında direk ünlü olan iPad’ i kullanmalarına bile izin vermedi.

En göze çarpan şey, çocukların mobil cihazlarda geçirdiği zaman miktarıdır ve tahmini ortalama günde 7,5 saat. Bunun çok fazla zaman olduğunu söylememe gerek yok! Bilgisayar oyunları oynayan çocukların zihinleri, oyun alanında koşup oynayan çocukların zihinleri ile kıyaslandığında bilgiyi çok farklı bir şekilde işledikleri görülmüştür. Konsantre olmuş gibi görünebilir ancak bu okulda veya hayatta başarılı olmak için gerekli olan dikkat biçimi değildir. Son çalışmalar, bilgisayar oyunları oynamanın sadece sık sık ödüllendirilmeye ihtiyaç gösteren, çok kısa vadeli dikkati inşa ettiğini göstermiştir. Okulda ve sosyal durumlarda başarılı olmak için, çocukların video oyunları ve modern TV yoluyla inşa edilenin tam tersi olan, uzun vadeli ve ödülsüz dikkati inşa etmeleri gerekir.

Örneğin, video oyunları çocuklara geleneksel sınıf öğrenimi veya yaşam deneyimleri yoluyla öğrenme ile aynı şekilde öğretemez. Bir araştırmacı, çocuklara verdiği tek değerli becerinin, ikonları ve sembolleri tanıma yeteneği olduğunu gösterdi.

Diğer çalışmalar, video oyunlarının “özellikle de şiddet içerenlerin” sol beyni uyardığını ve sürdürülebilir dikkat, ketleme ve sosyal beceri gelişiminde kritik öneme sahip olan sağ frontal lobu inhibe ettiğini gösterdi. Saatlerce video oyunu oynayan ve zamanlarının çoğunu sanal bir dünyada geçiren birçok bireyin, gerçek hayati sanal hayatlarıyla karıştırmaya başladıklarını belirtti. Gerçekle teması kaybetmeye başlarlar, psikoz tanımı gibi. Bir video oyunun da, oyuncular aslında bir alışveriş merkezinden geçer ve insanları öldürür; bu gerçeği karıştırıp karıştırmadıklarını hayal edin.

Bir çalışma, bilgisayar oyunları oynamanın beyin gelişimini engelleyebileceğini buldu. Japonya’daki araştırmacılar, Nintendo oynayan yüzlerce gencin beyin aktivitelerini izlemek için son derece uzmanlaşmış bir zihin haritalama teknolojisi kullandılar ve sonuçları basit aritmetik hesaplamalar yapan yüzlerce çocuğun beyin taramalarıyla karşılaştırdılar. Araştırmacılar, bilgisayarda oynayan gençlerin beyninde devam eden tek beyin aktivitesinin, görme ve hareketi kontrol eden alanlarda olduğunu buldular. Frontal loblarda hiçbir aktivite yoktu. Buna karşılık, araştırmacılar, aritmetik yapan çocuk beyinlerinin hem sol hem de sağ hemisferlerinin oldukça aktif olduğunu gözlemlediler.

En azından bu, ebeveynlerin çocukların bilgisayarda oynamak için harcadıkları zamanı takip etmeleri gerektiğini gösterir. Ancak an ketler, çoğu ebeveynin, çocuklarının bilgisayarda ne kadar zaman harcadıklarını takip etmediklerini gösteriyor. TV’de geçirdikleri zamanı takip eden ebeveynler bile bilgisayarda geçirdikleri zamanı takip etmeye gerek duymuyorlar. En azından bu, ebeveynlerin çocukların bilgisayarda oynamak için harcadıkları zamanı takip etmeleri gerektiğini gösterir. Ancak an ketler, çoğu ebeveynin, çocuklarının bilgisayarda ne kadar zaman harcadıklarını takip etmediklerini gösteriyor. TV’de geçirdikleri zamanı takip eden ebeveynler bile bilgisayarda geçirdikleri zamanı takip etmeye gerek duymuyorlar.

  • Kaynak: “Fonksiyonel Bağlantısız Çocuklar” kitabı
    Orijinal ismi “Disconnected Kids”
    Yazarı; Dr. Robert Melillo
    Çeviri; MeleknurAlevcan, Selen İlhan Alp, Recep Alp